Fransız marina pazarına giriş yapan D-Marin, Fransız Rivierasında yer alan Côte d’Azur’daki Camille Rayon marinası ihalesini kazandı. Premium marinaların tercihi olarak kendini konumlandıran D-Marin, Fransa’nın Côte d’Azur bölgesinin kalbinde yer alan Camille Rayon Marinası’nın ihalesini kazanarak, Avrupa’daki varlığını daha da genişletti.
Bu güncel gelişme kapsamında D-Marin Türkiye Bölgesel Operasyon Müdürü Can Akaltan ile şirketin yakın gelecek planlarını ve hedeflerini konuştuk.
Önce Fransa Côte d’Azur ihalesinden başlayalım.
Golfe-Juan, Fransız Rivierası’ndaki en güzel destinasyonlardan biri gerçekten. Camille Rayon marinası ile Fransa pazarına girmek bizim için önemli bir adım.
Bizim vizyonumuz Yatçılık deneyimini geliştirmek. Bu attığımız adım da aslında bu vizyonla alakalı bir şey. Yeni destinasyonlar katmak istiyoruz misafirlerimize. Çünkü ”Happy Birthday” diye adlandırdığımız bir kampanyamız var bizim. O kampanya kapsamında yıllık tekne sahiplerimiz her marinamızda bir hafta ücretsiz konaklayabiliyorlar. Şimdi Golfe Juan gibi bir süperyatçılığın merkezinde olan bir yerde çok iyi bir marinanın, Camille Rayon’da ihalesini kazandık. Ki Fransız marina ihalesini kazanmak gerçekten çok zor.
Böylece bizim tekne sahiplerimiz Didim’de, Turgut Reis’te, Göcek’te iseler yazın Camille Rayon’da gidip bir hafta orada ücretsiz konaklayabilecekler. Tabi ki oraya giderken yolda diğer D-Marin marinalarında da konaklama şansına sahip olabilecekler. Cote D’azur, süperyatçılığın da merkezi aslında. O yüzden orada bir marina bizim için önemliydi, iyi de oldu.
İhalede Fransa’nın önde gelen firmalarını dahi geride bıraktık. Ki Fransızlar çok milliyetçiler aslında bu konularda. Genelde Fransız firmalarının işletmesini istiyorlar bu tür kilit yerlerin.
D-Marin’in denizaşırı pazarlarda gidebileceği en uzak nokta neresi?
Sınırımız yok. Ama Güney Amerika’da olabiliriz.Fiziki açısından da sınırımız yok. Biz global bir markayız. Ve global marka olmak bize Karayipler’de marina aldırmayı gerektiriyorsa, Brezilya’da, Meksika’da marina aldırmayı gerektiriyorsa, onu da yapacağız. İlk açıldığımızda hedefimiz Akdeniz kıyıları ve liman şehirleri idi.
O yüzden şu anda marinalarımızın tamamı Akdeniz’de. Ama Akdeniz’deki zinciri, halkayı tamamladıktan sonra mutlaka Avustralya’da belki İngiltere’de veya dünyadaki diğer yerlerde de olabiliriz. Hiçbir sınırımız yok. Yatçılığın olduğu her yerde, yatçılık deneyimini zenginleştirebileceğimiz her yerde olmayı hedefliyoruz.
Destinasyon veremeyeceğim ama ülke olarak İngiltere’de olabiliriz. Çünkü İngiltere yatçılığın çok gelişmiş olduğu bir yer. Bence orada marina sahibi olursak, oradaki tekne sahiplerimize yazdöneminde Akdeniz’de bir çok destinasyon sunabiliriz.
Marina yatırımı zor yatırım
Yunanistan’da rekabet ortamı nasıl marina pazarında?
Yunanistan’daki en büyük marina grubu D-Marin. Çok kilit noktalarda Atina’da Zea, Korfu’da, Lefkas’ta marinalarımız var. Üç noktada şu an birebir marinamız var. Korfu’da Gouivia var. Bir de Pylos var, Güney Yunanistan’da. Pylos da şu an yapım aşamasında. O da bir iki seneye bitecek inşallah. Bittiği zaman Yunanistan’da dördüncü destinasyonumuz da olacak. Marinacılık olarak en büyük oyuncu biziz. Ve baktığınız zaman kilit noktalardaki marinalar yine bize ait. Çünkü Türkiye’den mesela Hırvatistan’a gitmek isterseniz yolda duracağınız iki ve hatta üç destinasyon var.
Yat ve özel tekne sektöründe tablo nasıl?
Bence yat üretimi konusunda özellikle customised dediğimiz kişiye özel tekne üretimi konusunda çok iyiyiz. Son iki yıldır Hollanda’nın arkasından ikinci sırada yer alıyoruz ürettiğimiz metre ve tekne sayısında. İtalya’yı bu konuda geçtik.
Markalaşma ile ilgili bazı zorluklarımız var. Onları da aşmaya başladık. Artık çok iyi markalarımız var. Bu markaların devam etmesi ve Türkiye’de bunlara yenilerinin eklenmesi lazım. Bir de seri üretim potansiyelini geliştirmek durumundayız. Marinacılık olarak veya marina sayısında Türkiye hala Avrupa’ya göre maalesef tekne bağlama kapasitesi anlamında sınırlı. Toplam bağlama sayısında da 25 bin adetlik bir kapasitemiz var.
Marina sayısı olarak da yaklaşık 60-62 marinaya ulaşmış durumdayız. Türkiye’de marinacılık zaten son 15 yılda hız kazandı. Tabii marina yapmak çok kolay bir şey değil. Bir kere çevresel faktörler çok önemli. Nereye marina yapacağınız çok önemli. Bunun için bir plana ihtiyacımız var. Destinasyonların taşıma kapasitesinin belirlenmesi lazım. Mesela Göcek gibi yerlere daha fazla marina yapacak mıyız? Buna bakılması lazım.Bana göre yapılmaması lazım.
Şu an Göcek’te taşıma kapasitesinin üstünde bir marina var. Ama başka yerlerde İzmir’de, Kuzey Ege’de, Akdeniz’de marina nerelere yapabiliriz,nerelere marina yapılması lazım bu konulara bakıyoruz. Türkiye’de marina yatırımlarının desteklenmesi gerekiyor. Çünkü marina yatırımları zor yatırımlar. Geri dönüşü çok uzun yatırımlar. O yüzden herkes maalesef bu işe girmiyor. Doğru planlama ve doğru destekle marina sayısının artırılması gerekir diye düşünüyorum.
İstanbul’da marina açma planı var mı?
Henüz yok, fakat neden olmasın. Türkiye’de premium olmak şartıyla büyümek istiyoruz. Türkiye’nin tamamında olmak bizim için anlamlı. Çünkü Ortadoğu’da da marinalarımız var, Abu Dhabi’de ve Dubai’de marinalarımız var. Müşteri deneyimini zenginleştirmek için İstanbul’dan başlayıp Anamur’a kadar oradan bir harita çizebilirsiniz. Oradan Kıbrıs’a geçebilirsiniz. Kıbrıs’tan Süveyş Kanalı ve oradan Abu Dhabi ve Dubai’ye doğru giden bir yol çizebilirsiniz. O güzergah üzerindeki her marina bence müşteri deneyimini zenginleştirmeye destek verebilir.
İyi bir marina güçlü lokasyonla isim yapar
Bağlama sayısında rakamlar nedir, bu konuda bir hedefiniz var mı?
Bizim Türkiye’de bin 500, toplamda da 15 bin adetlik bir bağlama sayımız var. Sky is limit. Limitimiz yok. Bizim için önemli olan yatçılık deneyimimizi zenginleştirmek. Eğer bununla ilgili 20 tane daha marinaya ihtiyacımız varsa 20 tane daha marina ekleyeceğiz. 200 tane marinaya ihtiyacımız varsa 200 tane marina eklememiz gerekecek. Tek başına bağlama sayısı genelde önemli, ama büyüme planında bağlama sayısına odaklı bir büyüme hedeflemiyoruz.
Bağlama sayısını kesinlikle arttırmak ama nitelikli arttırmak önceliğimiz. Nicel artışla müşteri deneyimini belli bir standardın altına düşürmüş oluruz. Biz bunu istemiyoruz. Bunun için premium marinalar hedefliyoruz. Gerekli olan ne kadar marina sayısı varsa oralara da ulaşacağız. Ama tabii ki buna belli bir plan dahiline ulaşacağız. Yani bir anda, gelecek sene 100 marinaya ulaşmayacağız. 13 marinayla başladık, şu an 27’yiz. Bir sonraki hedef büyük bir ihtimalle 35, ondan sonra da 50 sayısına ulaşmak olur.
Bir marinayı yüksek nitelikli kılan şey nedir sizin açınızdan?
Bununla ilgili benim de yaptığım bir akademik araştırma var aslında. Tekne sahipleri için bir marinada üç şey çok önemli,lokasyon, lokasyon ve lokasyon. Bir marinanın iyi lokasyonu olması lazım. İyi lokasyonla kastımız nedir? Bir kere yat güzergahlarına, yatçılık güzergahlarına yakın olması lazım. İkincisi havalimanına en fazla bir saat uzaklık olması gerekiyor. Üçüncüsü, korunaklı olması lazım. Dördüncüsü de, eğer mümkünse arkasında marinayı destekleyen bir destinasyon, turistik bir çekim merkezi olması önemli.
Mesela Cote d’Azur dediğimiz alan, işte Golfe -Juan ya da Monaco bunlara çok güzel örnek. Yani Monaco’da, marinanızın ne kadar iyi olduğu, çalışanlarınızın ne kadar iyi olduğu çok önemli değil. Bütün bu faktörlerden bağımsız olarak marinanız doluyor. Çünkü arkasında onu besleyen güçlü bir destinasyon var. Turgut Reis’e bakarsanız mesela Turgut Reis eskiden çok bilinen bir destinasyon değildi. Marina ile beraber güçlenen bir destinasyon oldu. Yalıkavak için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Çeşmeyi Çeşme yapan da ağırlıkla etrafındaki marinalardır.
Marinalar sonsuz seyahat özgürlüğü sunuyor
Lokasyonların sayısı arttıkça, müşterilerilerinize ana çerçeve olarak ne sunmuş oluyorsunuz?
Yat sahibi olmanın en büyük özgürlüğü, istediğiniz yerde yatınızla konaklayabilmeniz ve gittiğiniz yerlerde o yerin yerel havasını hissetme özgürlüğüne sahip olmanız. Bir eviniz olduğu zaman, eviniz neredeyse oraya mahkum durumdasınız. Çeşme’de eviniz varsa, Çeşmeli olmak zorundasınız. Ben bu seneyi Göcek’te geçireceğim diyemezsiniz. Ama bir tekneniz varsa bir sene Çeşme’de, bir sene Bodrum’da, bir sene Didim’de, bir sene Göcek’te kalabilirsiniz. Ertesi sene Hırvatistan’da veya Yunanistan’da olabilirsiniz. En büyük özellik bence bu özgürlük.
Diğeri de hizmet kalitesinde, müşteri deneyiminde standartizasyon. Bence şu anda yat sahiplerinin en çok yara aldığı şeylerden bir tanesi bu. Aynı ülke içerisinde farklı marinalara gidin, farklı kuralları olan marinalar, farklı ödeme şekilleri, farklı faturalandırma şekilleri göreceksiniz. Türkiye’nin genelinde metrekareye göre faturalandırma var. Ama mesela Yunanistan’a veya Hırvatistan’a gidin, orada metre üzerinden faturalandırma söz konusu. Katamaranlara farklı uygulamalar var.
Ama her D-Marin limanında biz belli bir müşteri deneyimini garanti ediyoruz. Bunu da nasıl yapıyoruz? Dijitalin yardımıyla yapıyoruz. Biz de D-Marin akıllı çözümleri üzerinden her marinamızda önceden rezervasyon yapabiliyorsunuz, ödemeleriniziyi gerçekleştirebiliyorsunuz. İsterseniz ön büroya hiç uğramadan elektriğinizi, suyunuzu açıp kapatabiliyorsunuz. Ve bunu başarabilen tek marina grubu şu an dünyada biziz.